Ali Akman…

İhanet ile sadakat arasında bir seçim yapması gerekti. Kolayı seçti…

Vakıfköy’de yetişen nice yetenekler oldu ama kulübünü bu kadar aciz duruma düşüren oyuncu hiç olmadı.

Bursaspor kulübünün kapısından 12 yaşında giren Ali, 18 yaşında Eintracht Frankfurt’a sezon sonundan itibaren geçerli olmak üzere bedelsiz transfer oldu. Transfer olurken de kulübünü yüzüstü bırakmaktan hiç çekinmedi.  Kendisini yetiştiren Bursaspor kulübüne reva gördüğü bu oldu. Gizli kapaklı Milli Takım kampında attı imzasını. Ve kalpli bir not  düştü; ”seni çok seviyorum amca.” Amcası Ayhan Akman’ın kılavuzluk yaptığı oyuncudan fazlasını beklemekte hata olurdu sanıyorum. Zira belli bir yaş üstü çok iyi bilir, Ali’nin amcasının Bursaspor’a olan kinini, nefretini. Kendisi maçlarda ziyadesiyle açığa vururdu bunu. Yeğenini de işlemesi kimse için sürpriz değil dolayısıyla.

Bursaspor’un kuruluşundan bu yana en zor yıllarını geçirdiğini bilerek, görerek, yaşayarak bu forma altında parlayıp kulübe para kazandırmadan, kazandırmak istemeden gitmek, kendine sunulan tüm alternatifleri reddetmek; ne aidiyet, ne profesyonellik, ne de farklı bir kelime ile izah edilebilecek bir husus değil. Bunun sözlükteki kelime anlamı oldukça ağırdır. Ve birçoğu bu sözün altında yıllar yılı ezilmiştir.

Saçma bahanelerin arkasına sığınmak, geçtiğimiz yıl bana değer vermediler o yüzden sözleşme uzatmıyorum demek kendi zekâ düzeyi için inandırıcı olabilir lakin bu şehirde yaşayanlar yediği kazıkların da tecrübesiyle bu  sözlerin inandırıcılık korelasyonunu elbet bilecektir.

O yüzden bu basit sözlerle; onur mücadelesi verdiğimiz, ayakta kalmak için savaştığımız şu dönemde daha fazla kendini küçültmesine lüzum yok.

Bursapor’un delikli kuruşa muhtaç olduğunu biliyordum ama para kazandırmak ya da vefa göstermek gibi bir kaygım yok” deseydi daha çok saygı duyulurdu muhtemelen.

Hepimiz biliyoruz; ne hatıra kombinesi, ne farklı bir organizasyon ile elde edilemeyecek geliri kazandırabilirdi kulübüne Ali, bunu yapması kariyerinde hiçbir değişikliği de beraberinde getirmezdi üstelik. Avrupa kulüpleri için çok cüzi sayılabilecek ama Bursaspor için bir nefes bir soluk olabilecek parayı kulübüne kazandırmayı çok gördü Ali.

Bundan sonrası için Ali Akman diye bir oyuncunun Bursaspor kulübü içerisinde forma giymesi benzer yollara başvurmayı düşünen her futbolcu için emsal teşkil edecek, kulübün bir duruşunun olmadığı anlamını taşıyacaktır. Bursaspor’un büyüklüğü lig ile ölçülmez, Bursaspor’un büyüklüğü değişmez diyebiliyorsak bunun gereğini de yapmak gerekir. Bugün bunu yapmazsak; kulübü 17-18 yaşlarındaki çocukların oyuncağı haline dönüştürürüz.

Sedat Dursun niye gitti, neden gönderdik? – Kulübün içinde bulunduğu zor durumu fırsata çevirmek istediği için…

Ya Ali Akman?  

Son söz de Erkan Kamat ve yönetimine.  Daha ne kadar Mustafa Er’in arkasına saklanacaksınız. Daha ne kadar Adil Cenkçiler’i kendinize kalkan yapacaksınız. Senin oyuncun maç sonu çıkıp biz tek kuruş maaş almadık diyecek susacaksınız. Senin oyuncun Milli Takım kampında imza atacak, senin de ruhun duymayacak, susacaksınız. Siz o koltukta necisiniz Sayın Kamat? Yönetimdeki arkadaşlar sizler necisiniz? Nasıl susabiliyorsunuz? Geçiştiremezsiniz, susamazsınız, çok net söylüyorum su-sa-maz-sı-nız. Çıkıp açıklayacaksınız, karar alacaksınız. Top çevirmekten vazgeçin. Tabi her şey sizin bilginiz dahilinde değilse…

Kıssanın da kıssası : İhanet sadece sözleşme uzatmamak değildir…