Gönül maç yazısı yazmak isterdi bu hafta, şöyle galip gelerek başlanan bir haftayı yazmak Bursaspor ile ilgili yazan her arkadaşın temennisidir. Ayrıca biz bitmek tükenmek bilmeyen bir umuda sahip olduğumuz için bilerek ya da bilmeyerek umut pompalardık o durumda. “Yolun sonu süper lig” , “Sıradaki gelsin” , “Timsah dört köşe” gibi klişe başlıkların hepsi çöp oldu Pazar akşamı. Sonuçta enseyi karartacak bir durum da yoktu, kaybedilen iki puan dağınık şablon elbette toparlanabilirdi. Ya durun bir dakika Perşembe günü maç yazısı mı yazılır?

Pazar gecesi önce ekip lideri Emin Adanur’un çıkışı ardından bu çıkışa Twitter’da gelen yönetici (acaba eski yönetici mi desem bilemedim.) yorumu olayı bambaşka bir boyuta taşıdı. Pazartesi öğle saatlerinde ise beklenen ama üzücü haber geldi. Sadece Bursaspor’un değil tüm ülke futbolunun gerçeğiydi bu, beklenen son olmuştu ve Hoca istifa etmişti. Bugüne kadar yazmama sebebim biraz aklıselim yazabilmekti. Gerçi gelişmeler buna da müsaade etmiyor ama yine de her zaman olduğu gibi Bursaspor menfaatlerini düşünerek yazmaya çalışıyorum.

Pazartesi günü verilen tepkiler benim için çok beklendikti. Beklediklerim nelerdi onu biraz açayım. Ben de dahil bir çok kişinin Mustafa Hoca’yı kulüpte bir emniyet subapı olarak görüp, ayrılışına yer yer duygusal yer yer de mantıklı tepkiler gösterdi. Saha içine bakıp Mustafa Hoca’yı  yeterli görmeyen bazı renkdaşlarım da bu fikirlerine dair yorumlarını yaptı. Diğer bir beklenen ama içimize sinmeyen durum ise trol baskınıydı. Ekip liderimizin ortak olduğu ve ilk hafta forma sponsorumuz olan internet sözlüğünün tanınma yöntemleri bu camiada hoş görülmez. Bursaspor camiası tepki veren bir camiadır. Bir süre sonra en büyük başarınız bir anda  “Tahtası Şer” e dönüşüverir! Hesap sorma veya “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” işleri için size Özlüce’de bir makam odası verildi. Ne kadar elektriği de olmasa, çayı da olmasa orası sizin makamınızdır ve kırılacak kollar ancak orada yen içinde kalacaktır. Bu da Bursasporumuzun menfaatine olacaktır.

Velhasıl kelam kaybedilen keşke sadece 2 puan olsaydı. Takım Erzurum maçına çıkacak ve yönetimin bu durumdaki tek aksiyonu 500.000 TL prim. Tabii biz diğer aksiyonları bilemeyebiliriz. Transferi ekip liderimizin yapacağını bilmediğimiz gibi… Bundan sonraki yaygın inanç “İki galibiyette her şey yoluna girer, kimse hiçbir şeyi hatırlamaz!” şeklinde. Ama bizim camiada “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz” bakışında çok kişi vardır.

Son olarak Sayın Adanur’un bu haftaya mal olan tweeti şu şekildeydi:

Bahanemiz olamaz, yarından itibaren daha disiplinli ve daha çok çalışacağız. Birçok insan “İlk maçın günahı olmaz” tarzında açıklama yapıyor. Bu kumar değil, profesyonel bir iş, her maçın günahı da bedeli de olur!

Emin Adanur

Hala bu tweetin arkasındaysanız o zaman bundan sonra gerçekten kulübü bir profesyonel gibi yönetin ve yanınızdaki mizah severlerden bir an önce kurtulun.